AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Yalan Güveni Yok Eder.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Pensieve O'Sheila
Durmstrang V. Sınıf
Durmstrang V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 107
Gerçek İsim : Yağmur
Sihirsel Soy : Safkan
En Belirgin Özellik : Değişken.
Rpg Puanı :
100 / 100100 / 100
Düello Gücü :
50 / 10050 / 100

MesajKonu: Yalan Güveni Yok Eder.    Salı Ağus. 23, 2011 11:09 am


Maureo Rafael & Pensieve O'Sheila

    Üç Süpürgedense Bağıran Baraka daha iyi bir seçim olur Tion. Kaymak Biraları da eskisi kadar güzel değil hem, ama illa bir şeyler istersen, çantama sığdırabileceğimden eminim. Saat dört iyi. Sevgiler.


    Yazdığı mektuba bir kez daha göz attı, buluşacakları yer açıktı. Gözleri on beşinci yaş gününde Passion'dan hediye gelen saate takıldı, beyaz saat sıradan olarak görülse de kendisine has özelliklere sahipti. Ayrıca arka fonda belli olan bir O'Sheila arması vardı. Annesinin ölümünden sonra Passion onun birçok eşyasını saklamıştı, bu da onlardan birisiydi. Diğer özelliklerini öğrenme için ablasına baskı yapmasına rağmen, o cevap vermemişti, ona göre biraz çabalarsa kolayca bulabilecek kadar zekiydi. Tabi bu cadının kişisel görüşüydü, çünkü ekim ayından beri saatin özelliğini keşfetme konusunda bir adım bile ilerlememişti. Derin bir iç çekti, Martion ile buluşmaları gereken saat on beş dakika kalmıştı. Eğer buluşacağı kişi Martion değil de başka biri olsaydı çoktan yola çıkmış olurdu, ama konu genç büyücü olduğunda işleri biraz daha ağırdan alıyordu. Onun daha uyanıp uyanmadığını bile bilmiyordu, eğer gecesini ikiziyle Londra'da aylaklık yaparak geçirdiyse, büyük ihtimalle şu anda hala uyuyordu. Yine de çocuk yolladığı mektupta orada olacağı konusunda söz vermişti, gerçi bir Slytherin'liye ne kadar güvenilirdi ki? Bu soruyu aklının bir kenarına iterken masasından kaptığı tarakla sarı saçlarını biraz düzene soktu. Merdivenlerden atlarcasına inip salonun olduğu kısma ulaştığında arkadaşlarının hepsi gözlerini ona dikmişti. Gözleri bir an için Javier'ın genelde oturduğu yere takılsa da sonrasında diğerlerine döndü. Eski sevgilisi bu sabah evden ayrılmıştı, ondan ayrılmak sandığından daha kolay olmuştu. Çocuk zaten tavırlarından bıkmıştı anlaşılan, neredeyse sevinçli bir şekilde konuşmuşlardı. Yine de onun en yakın arkadaşlarından biri olacağına söz vermişti, kalması için ısrar etmesine rağmen çocuk ailesinin yanına dönmeyi tercih etmişti. Zaten ayrılmasalardı da bir süre sonra dönecekti, o sadece işleri daha çok hızlandırmıştı. Hem Iona'nın dediğine göre doğru olanı yapmıştı, son günlerde yüzünden gülücüklerin eksik olmaması çevresini de neşelendiriyordu. Arkadaşlarına el sallayıp açıklama yapma gereği duymadan mutfağa doğru ilerledi. Passion'un özel misafirler için ayırdığı şekerli içkilerden iki tanesini çantasına tıktı. Tion büyük ihtimalle içki içmek için Üç Süpürge'ye gitme konusunda ısrar edecekti, onun ısrarlarına dayanamayacağından yapabileceği en iyi şey buydu. Çantasını tekrar omzuna takıp oturma odasındaki şömineye doğru ilerledi. Küçük bir kutu uç uç tozundan bir avuç dolusu alıp şömineye bırakırken dudaklarını araladı. "Hogmeade." Ateş ılık bir meltem gibi tüm bedenini kaplarken dev bir tıpa aracılığıyla aşağıya doğru çekiliyormuş gibi hissetti. Dirseklerini vücuduna yapıştırıp gözlerini sımsıkı kapadı.Birkaç saniye sonra bir duvardan destek alarak düşmemeyi becerdi. Bağıran Baraka'ya en yakın yere geldiği için şanslı saydı kendisini. Genelde bu kadar iyi olmazdı, en sonuncusunda Knockturn Yoluna gitmişti, Pass onu bulana kadar bir cadıyla konuşmak zorunda kalmıştı. Adımlarını Bağıran Baraka'ya çevirdi, yıllar önceki söylentiler orayı daha da cazip kılıyordu. Hem, insanların buradan uzak kalması iyiydi, en azından kafasını dinleyebilecekti. İçeriye girip bir kat üste çıktığında Tion'un gelmediğini düşünmeye başlamıştı. Bir süre etrafına bakındı, aniden gürültülü bir ses duyduğunda yerinden zıplayacaktı. Asasını eliyle sıkıca kavrayarak sesin olduğu yere doğru ilerledi. Kapıyı araladığındaysa, bir piyanonun üzerine oturmuş ayağının piyanoya vuran Tion ile karşılaştı. Rahatlamış bir nefes alıp ona doğru ilerledi."Budala, Aphrodite'in doğum gününde gelmeliydin. Eğlenceliydi." Çantasını piyanonun üzerine bırakıp çocuğa sarıldı.


En son Pensieve O'Sheila tarafından Salı Ağus. 23, 2011 8:10 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maureo Rafael
Beauxbatons V. Sınıf
 Beauxbatons V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 10
Sihirsel Soy : Melez.
En Belirgin Özellik : İkizimle tüm Hogwarts'ı sallarız.
Rpg Puanı :
90 / 10090 / 100
Düello Gücü :
45 / 10045 / 100

MesajKonu: Geri: Yalan Güveni Yok Eder.    Salı Ağus. 23, 2011 5:55 pm


    Yüzünde aptalca bir gülümsemeyle gömleğini düzeltiyordu aynada. Entrika prensi, bir başarılı işe daha imza atmaya hazırlanıyordu. Ama bu seferki, sanırsa en komiği ve en zevk aldığı olacaktı. Zavallı ikizinin hiçbir şeyden haberi yokken o da Pens'le kafa bulacaktı. Mektubu ikizinden önce görüp okuduğunda hemen kafasında işler dönmeye başlamıştı. O sırada keş ikizi yine sızmış, salondaki koltuğun üzerine yayılmıştı. Zaten Hogwarts tatil olduğunda yaptığı şey karı kızla içmekti. Biraz Maureo'ya benzese fena mı olurdu sanki? (!) En azından Maureo pek namussuz bir tip değildi. Her gördüğünü yatağa atmıyordu. Her yerde her içkiyi içmiyordu. Ve bunlardan bir haz duymuyordu. Gitmeden önce bir şeyler yeme ihtiyacı hissetti. Fakat mutfağa doğru ilerlerken yatağında süzülmüş ikizini gördü ve ona baktı. Pens, karşısındakinin Mau olduğunu anlamamalıydı. Tamam ikizlerdi, her şeyleri benziyordu hatta aynıydı fakat giyim tarzları biraz farklıydı. Gitmeden önce bunu akıl edebildiğinden memnundu, geri dönerek tekrar aynanın karşısına geçti. Gömleğinin yakasını açmaya başladı. İnek yalamış gibi duran düzgün saçlarını eliyle dağıttı, hafiften kendine acıyarak ve tekrar görünümünü tarttığında aynı kardeşi gibi olduğunu görerek rahatladı. Saatine baktı ve bir anda gözleri büyüdü. Buluşmalarına çok az bir vakit kalmıştı, eğer büyücü olmasaydı kesinlikle buluşma yerine varamazdı. Olabildiğince kısa bir sürede üstünü başını dağıttı ve ardından mutfağa yönelmekten vazgeçip masanın üzerinde duran asasını aldı eline. Dudaklarından büyü sözcükleri dökülürken içinde anlam veremediği gereksiz bir heyecan vardı. Her zaman pislik yapan bu çocuk, ilk defa böyle hissediyordu. Mavi gözlerini kapadı ve beklemeye başladı. Etrafına baktığında Hogsmeade'deydi. Burası her daim ıssız olan bir mekandı. Annelerinin Hogsmeade'e giremeyişine oldukça üzülüyordu böyle ufak gezilere çıktıkça. Fakat üzüntüsünü, tanıdık bir yüz görünce hemen atıveriyordu üzerinden. Bağıran Baraka'ya doğru adımlarını ilerletti. Burasını her zaman için çok sevmişti, Pens'in bir şey çakmayacağını umut ederek barakadan içeri girdi. İçerisi buluşmak için idealdi, herkes buraya kolay kolay gelmiyordu gelemiyordu. Merdivenlerden yavaş yavaş çıkmaya başladı, bu sırada etrafı kurcalamamaya özen gösteriyordu. Üst katlarda bir tane piyano olması gerekiyordu, onun başına geçip Pens gelene kadar oyalanabileceğini tahmin ediyordu. Bu sırada mavi gözleri çevreyi tarıyordu fakat bir yandan da oldukça korkuyordu. Sonunda piyanoyu görmüştü, koşar adımlarla piyanoya gitti ve rahatlamış bir şekilde nefes verdi. Saatine baktığında hala birkaç dakika olduğunu gördü ve keyiflendi. Bir süre piyanoya baktı, her tatilde mutlaka buraya geliyordu fakat piyano çalmayı halen öğrenememişti. Piyanonun üzerine çıktı ve ayaklarıyla tuşlara basmaya başladı. Bundan bambaşka bir haz duyuyordu, bunu yapmayı çok seviyordu. Piyanonun sesi kulaklarında yankılanırken o anda içeri giren kızı görmüştü. Bu Pens'ti, sonunda planını uygulayabilecekti. Suratına sinsi bir gülümseme yerleştirdi fakat o anda çok heyecanlanmıştı. Bunu kıza fark ettirmemeye çalışıyordu. "Budala, Aphrodite'in doğum gününde gelmeliydin. Eğlenceliydi." Kız üzerine doğru gelip bir anda ona sarılınca olayları akışına bırakmaya karar verdi. Kızın sarı saçları, gerçekten güzel kokuyordu. Yüzündeki sinsi gülümseme aptalca bir hal almıştı. Ardından kendini topladı. Tion gibi davranması gerekiyordu. Sesine çapkın bir hava katarak konuşmaya başladı. İkizlerdi fakat sesleri bire bir aynı değildi. O an aklına gelen ilk şeyi yaptı ve öksürmeye başladı. Ardından cılız bir ses çıkardı. "Üzgünüm Pens. Biraz hastaydım da. Hala da öyley, öhöhö." Kızın inanmasını bütün kalbiyle isterken, ilk defa bir planının tutmamasından endişe duyuyordu. Aphrodite, Tion'un sevdiği arkadaşlarından biriydi. Yani Tion'un minik tuhaf tayfasından bir kızdı. Gerçekten güzeldi ama fazla Slytherin'liydi. Tamam, Maureo da karanlık taraftaydı ama yine de yılanlar gibi karanlık koyu taraftarı değildi. O sadece zeki ve uslu (!) bir Ravenclaw'lıydı.


En son Maureo Rafael tarafından Çarş. Ağus. 24, 2011 10:18 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pensieve O'Sheila
Durmstrang V. Sınıf
Durmstrang V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 107
Gerçek İsim : Yağmur
Sihirsel Soy : Safkan
En Belirgin Özellik : Değişken.
Rpg Puanı :
100 / 100100 / 100
Düello Gücü :
50 / 10050 / 100

MesajKonu: Geri: Yalan Güveni Yok Eder.    Salı Ağus. 23, 2011 8:07 pm

    Tion'a sarılmayı bırakıp bir adım geri çekilerek çocuğun tanıdık çehresine baktı, sarı dağınık saçlar buz mavisi gözler. Tanıdık gözlerde kendi yansımasına bakarken çocuğun yanına küçük bir tabure çekti. Annesinin eski odasında büyük bir piyano vardı hatta beş-altı yaşlarındayken cadının kendisine çalmayı öğretmeye çalıştığını hatırlıyordu. Ama annesi öldükten sonra piyano o odada kalmaktan başka bir işe yaramamıştı. Cadının hatırasına saygısı sonsuz olsa da o piyanoya bir kez daha dokunmaya cesaret edememişti, çünkü dokunduğu anda eski anılara döneceğinden korkuyordu. Sırf bu yüzden aile hatıralarına dokunmaktan bile kaçınıyordu, tıpkı Passion'un yaptığı gibi. Ablası da onun kadar korkuyordu büyük ihtimalle, hele ki onun ebeveynleri ile daha çok zaman geçirdiği düşünülünce. Yanında Tion öksürünce düşüncelerinden sıyrılıp çocuğa çevirdi gözlerini, cidden rahatsız gibiydi çünkü yanakları kızarmış sesi de normal haline göre garipleşmişti. Elini çocuğun yanağına götürüp ateşi olup olmadığına baktı, gerçi sağlık konularında çok iyi değildi. Elini birkaç saniye daha çocuğun yanağında tuttuktan sonra alt dudağını ısırdı. "Büyük ihtimalle tüm gece içtin değil mi Tion?" Cevabı biliyordu zaten, çocuk keşin tekiydi. Kendisi de dozu kaçırmadıkça içerdi ama Tion genelde dozu kaçırırdı. Tıpkı Aphrodite gibi onu da azarlamak istese de bundan vazgeçti. Çantasındaki içkiyi vermemesi gerekiyordu belki de, onu daha da kötüleştireceğinden korkuyordu. Onun karışık sarı saçlarını biraz daha karıştırırken gülümsedi. Dikkatini dağıtmak için parmaklarını yavaşça piyanoda gezdirdi, sesin oda da yankılanması biraz korkutucuydu aslında, sonuçta, rivayet bile olsa burası lanetli bir yerdi değil mi? Rastgele notalara basarak gürültü çıkarırken bir yandan da konuşmak için dudaklarını araladı. "Ve Javier'dan ayrıldım işte, yenisini bulmuştur bile." İlgisizdi, çocuktan kurtulduğu için mutluydu hatta. Uzun ilişkiler bir süre sonra can sıkıcı oluyorlardı, en başından arkadaşlarını dinleyip kısa bir sürede kesmeliydi ıilişkisini. Ama bunun yerine bir buçuk yılını çocukla geçirip vakit kaybetmişti. Kim bilir kaç tane ilişki kaybetmişti. Bunu düşünmek bile yüzünün buruşmasına neden oldu. Tion'un cevabını merak ettiğinden sormuştu bu soruyu aslında, genelde o ve ikizi okulun gözde çocuklarıydı. Eh, bu yüzden Pens'in gözdeleri olmaları da normaldi. Gerçi Maureo biraz daha sakin olan taraftı, belki bir Ravenclaw'lu için fazla çekici. Hem, yalnızken biraz çapkınlık fena olmazdı. Çocuğun tepkisini görmek için başını kaldırdı, tekrar kaşları çatıldı. En azından biraz tepki verebilirdi değil mi? Gözlerini devirmemek için kendisini zorlayarak tekrar piyanoya döndü.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maureo Rafael
Beauxbatons V. Sınıf
 Beauxbatons V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 10
Sihirsel Soy : Melez.
En Belirgin Özellik : İkizimle tüm Hogwarts'ı sallarız.
Rpg Puanı :
90 / 10090 / 100
Düello Gücü :
45 / 10045 / 100

MesajKonu: Geri: Yalan Güveni Yok Eder.    Perş. Ağus. 25, 2011 10:34 am


    Pens'in gözlerini piyanoya çevirdiğini görünce derin bir nefes vermişti. Şu ana kadar kız anlamamış gibi görünüyordu, insanın ikizinin olmasının faydalarını diye düşünüyordu Reo. Üstelik şu hastalık numarası da işe yaramıştı. Bir süre Pens'e baktı. Sarı saçları fark edilebilecek derecede ahenkle sallanıyordu. Beyaz teni, ayrı bir güzeldi. Bir erkeği cezbedebilecek kadar. Ki Reo da şu anda cezbolmuştu ama bunu çaktırmaması gerekiyordu. Tion'un Pens'e nasıl davrandığı hakkında en ufak bir fikri yoktu, onu tanıdığı kadarıyla her kıza yavşıyordu. Fakat Pens de onun arkadaşıydı. Biraz daha ikiziyle zaman geçirseydi, bu planı daha da güzel işleyebilirdi. Reo, ancak ikizinin peşinden gider ve onun ne yaptığını izlerdi. O kadar sosyal bir çocuk değildi, iş pisliğe gelmediği sürece. Pislik olduğu her yerde Reo vardı. Entrika prensi olarak tanınırdı zaten. Bir süre sonra Pens'in hala piyanoya baktığını gördü ve hasta birine göre uzun süredir öksürmediğini fark ederek, tekrar öksürük sesi çıkardı. Ardından kızın deniz mavisi gözleri kendine dönünce tekrardan içini bir stres bürüdü. Kızın gözleri, gerçekten de güzeldi. Bir an için kızı istediğini düşündü, sonra içinden güldü. Hayır, o kardeşinin çetesindekilerle takılmayacaktı takılamazdı. Pens, Reo'nun yanağına dokunmuştu. İşte buna heyecanlanılırdı. Muhtemelen ateşinin olup olmadığına bakıyordu. Ayrıca bir an için Tion'un ne kadar şanslı olduğunu düşündü. Her an arkadaş ayağına onunla dolaşan, ona dokunan kızlar çevresindeydi. Kızın teni, Reo'nun yanağına değiyordu, çocuk ister istemez heyecanlanıyordu. O yumuşak el öylesine güzeldi ki. Pens elini Reo'nun yanağından çektikten sonra dudağını ısırmıştı. Tanrım, bu kız kesinlikle seksi görünmeyi biliyordu. "Büyük ihtimalle tüm gece içtin değil mi Tion?" Reo sırıttı. Tion, evet bütün gece içmişti. Zaten o keşten başka bir şey beklemek de tuhaf olurdu. İkizini çok seviyordu evet ama, o tam bir keşti. Kendinden geçmiş bir edayla kafasını hak vererek salladı. Pens ellerini çocuğun sarı saçlarında gezdirmeye başlamıştı. Reo, bundan büyük bir haz duyuyordu. Artık o anki duygularını saklamaya gerek duymuyordu. Gülümsedi. Ardından kız, piyanonun başına geçti. Birkaç nota çaldı, rastgele olduğu belli olan notalar. Ama şu anda Reo'ya göre Pens'e her şey yakışıyordu. "Ve Javier'dan ayrıldım işte, yenisini bulmuştur bile." dedi kız dudaklarını aralayarak. İşte o anda Reo'nun suratına, aynı Tion'unki gibi fakat sahte olmayan çapkın bir sırıtış yayılmıştı. Javier, zaten Pens'i hak etmiyordu. O çocuğu da pek tanımıyordu, sadece okulun gözdelerinden ve Tion'un minik çetesinden olduğunu biliyordu. Ne kadar yakışıklı olursa olsun, insan olmayınca olmuyordu işte. Pens bir tepki beklercesine başını kaldırmıştı hafifçe fakat Reo'nun suratı şoku atlatmış derecede normaldi. Kızın alındığını hissetmişti ve gülümsedi. "İyi olmuş, seni hak etmiyordu zaten." dedi yine hastalıklı bir ses tonuyla, ardından öksürmeyi akıl edebildi. Kızın kendisine yaklaşmak istememesinden korkuyordu, sonuçta Reo o anda hastaydı ve kimse hasta biriyle beraber olmak istemezdi. Gerçi AIDS de bu yoldan bulaşıyordu. Hem beraber olmak derken illaki o anlamda olması gerekmiyordu. Birkaç minik öpücük belki de. Derin bir nefes verdi, ikizine benzemeye başladığını fark ederek içinden hayıflanmaya başladı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pensieve O'Sheila
Durmstrang V. Sınıf
Durmstrang V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 107
Gerçek İsim : Yağmur
Sihirsel Soy : Safkan
En Belirgin Özellik : Değişken.
Rpg Puanı :
100 / 100100 / 100
Düello Gücü :
50 / 10050 / 100

MesajKonu: Geri: Yalan Güveni Yok Eder.    Perş. Ağus. 25, 2011 12:37 pm

    Çocuğun tüm gece içmesine şaşırmamıştı, alkoliğin tekiydi. Ki ona içkiyi azaltması için ciddi derecede baskı uygulasa da çocuk umursamıyordu. Bu konuda ikizinden ders almalıydı kesinlikle, Reo her zaman sınırlarını biliyordu. Rafael ailesi, ebeveynlerinin ölmeden önce görüştüğü birkaç aileden birisiydi. Rafael'lerin aslen İspanyol olduğu, ailesinin de iş nedeniyle İspanya'da yaşamaları sayesinde başlamıştı bu dostluk. Pens onlarla, ikizler Beauxbatons başladıkları yıl tam anlamıyla tanışmışlardı, daha doğrusu Tion'u tanıma fırsatı bulmuştu, Maureo genelde uzakta kalıp sessizce kitabını okuyan tipti. Tion ise yediği çikolata kurbağa çöplerini ikizinin kafasına fırlatıp kendisini eğlendirmekle meşgul olurdu. Gerçi farklı okullara gittikleri için görüşme zamanları oldukça kısıtlı olmuştu, neyse ki yaz tatillerinde görüşmek için zaman bulmuşlardı. Şimdiyse aynı okula gittiklerine göre daha fazla zamana sahiplerdi. "Evet, umurumda değil." Omuz silkti. Cidden öyleydi, çocuğa bağlılığı bir anda yok olmuştu. Yine de hala arkadaş olabilecekleri konusunda bir dolu şey söylemişti, bu da diğer bir yalandı. İyi bir sevgili olabilirdi ama Javier'dan iyi bir arkadaş olacağını düşünmüyordu. Piyanoyla bir süre daha oyalandıktan sonra sıkılmaya başladığını fark etti. Tion'u konuşmamasına da hak veriyordu gerçi, hastayken kendisini odasına kilitleyen biri olduğu düşünülünce onun gelmesi bile oldukça memnun ediciydi. Piyanoyla uğraşmayı bırakıp gözlerini Bağıran Baraka'nın tozlu penceresinden dışarıya dikti, saat altıya geliyordu, yaz olmasına rağmen hava kararmaya başlamıştı. Yine de geleli daha birkaç dakika olmuş gibi hissediyordu. "Tatilin nasıl Tion, bence bize gelme teklifimi değerlendirmeliydin. Hala da geçerli, ikizini de getirebilirsin." Martion'un ikizinden ayrı bir plan yapması garip olurdu zaten. O ikisinin gelmesinin eve neşe getireceğini umuyordu, çünkü şu aralar malikane epey gergindi. Yaz tatilinin bitimine yaklaşıldığından olsa gerek Passion sürekli surat asıyordu, Crystal zaten evde gözükmüyordu hiç. Igorr bile yeni ders kitaplarını alıp odasına çekilmişti, sırf bu yüzden eve olabildiğince geç gitmek istiyordu Martion'unda bunu itiraz olacağını sanmıyordu. Tabi erken gitmek isterse geceyi Çatlak Kazan'da geçirebilirdi Pens. "Bu arada sana bir şey getirdim." Çantasını karıştırarak içinden iki tane şekerli içki çıkarıp birisini çocuğa uzattı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maureo Rafael
Beauxbatons V. Sınıf
 Beauxbatons V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 10
Sihirsel Soy : Melez.
En Belirgin Özellik : İkizimle tüm Hogwarts'ı sallarız.
Rpg Puanı :
90 / 10090 / 100
Düello Gücü :
45 / 10045 / 100

MesajKonu: Geri: Yalan Güveni Yok Eder.    Cuma Ağus. 26, 2011 10:39 am


    Küçüklük arkadaşı kıza bakarken, zamanın ne de çabuk geçtiğini düşünüyordu. Oyuncaklarını paylaşamazken şimdi Reo'nun kafasından neler geçiyordu. Düzelmeye karar vermişti ama Tion'dan kaptığı bir takım alışkanlıklar vardı ve bunlara da dur diyemiyordu. Bir sapıkmışcasına kıza bakıyordu adeta. Fakat en ufak bir pot kırdığı anda, her şey mahvolacaktı. Reo ve Tion birbirinden apayrı insanlardı. Bu yüzden her dediğine, en ufak bir hareketine bile özen göstermek zorundaydı. İkisi bir araya gelince muhteşem ikili oluşsa bile ayrı ayrı ele alındığında ikisini ayırt etmek çok kolaydı. Pens gibi zeki bir kızın bunu şimdiye kadar çakmamış olmasına dua ediyordu. "Evet, umurumda değil." Omuz silken kıza bakarak gülümsedi. Pens gerçekten Javier'i artık umursamıyor gibiydi. Eğer biraz olsun umursasaydı, yüzünden anlayabilirdi Reo. Onların minik çetesinden değildi ama Pens'le kısa süre de olsa bir çocukluk dönemi geçirmişti. Sadece Pens de değil, hiç tanımadığı biri olsa dahi onun ne düşündüğünü anlayabilecek kadar iyi bir insan sarrafıydı. Pens'in zarif elleri piyanoya ne zaman dokunsa, Reo'nun içi cız ediyordu. Düşünmeye başladı, bu günü anlatırsa diğer günler ne yapacaktı? Bunu ikizine söylemesi gerekiyordu fakat Tion'un ne tepki vereceğini bilemiyordu. Kızabilirdi, onna benzediği için sevinebilirdi. Kız yerinden kalkınca hemen gözlerini kısarak hasta rolüne kaldığı yerden devam etmeye başladı. Pens pencerenin yanına gitmişti, Reo da gözlerini çevirdi dışarıya. Hava kararıyor gibiydi, oysa o Pens'in yanında daha fazla kalmak istiyordu. Bu işi yürütebildiği kadar yürütmeyi planlıyordu. O sırada kız ona dönmeden konuşmaya başladı. "Tatilin nasıl Tion, bence bize gelme teklifimi değerlendirmeliydin. Hala da geçerli, ikizini de getirebilirsin." Reo ister istemez gülümsemişti. Pens'in bahsettiği ikiz Reo'ydu aslında. Pens'in onu da çağırması hoşuna gitmişti. İstemeden de olsa haz duymuştu bundan. Gerçi Tion da Reo'suz pek bir yere gitmezdi. Sadece geceleyin dışarı çıkardı, ama gündüzleri Reo'yla beraber takılır ve özellikle okulda bütün kızların akıllarını alırlardı. Derin bir nefes verdi ve sırf cevap vermek istediği için konuşmaya başladı. "Öhö, tabi Reo iyi çocuktur. Geliriz bir ara." dedi. Pot kırmıştı ama o kadar büyük değil gibiydi. Yani en azından öksürüğü ve sesi unutmamıştı. Pens'e döndü mavi gözleri, o sırada kızın çantasından bir şey çıkarmakta olduğunu gördü. "Bu arada sana bir şey getirdim." dedi ve çantasından iki tane içki çıkardı ve birini Reo'ya uzattı. Reo ne yapacağını bilmiyordu, bu içki türünü sevmezdi bile. Ama Tion, ne bulsa içerdi bu yüzden Reo da içecekti. Zoraki de olsa gülümsemeye çalıştı ve içkisinden bir yudum aldı. "Iyy." diye istemsizce bir ses çıkardı, kızın bunu duymamış olmasını ümit etti fakat muhtemelen duymuştu. İşte bu tek kelimelik, hatta kelime bile olmayan sözcük bütün planını mahvedebilirdi. Tion, hiç bir şeye ıyy demezdi. Ama objektif olmak gerekirse de bu içki hiç güzel değildi ve Reo ne kadar numara yaparsa yapsın bunu gizleyemeyecek kadar nefret etmişti içkiden.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pensieve O'Sheila
Durmstrang V. Sınıf
Durmstrang V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 107
Gerçek İsim : Yağmur
Sihirsel Soy : Safkan
En Belirgin Özellik : Değişken.
Rpg Puanı :
100 / 100100 / 100
Düello Gücü :
50 / 10050 / 100

MesajKonu: Geri: Yalan Güveni Yok Eder.    Cuma Ağus. 26, 2011 3:28 pm

    Saçlarını sağ omzuna alıp içkisini açtı, Passion'un içki seçimleri genelde iyi olmuştur. İlk kez içki içmeye başladığında onun viskilerinden birisini yürütmüştü, tabi bünyesine ağır olduğundan birkaç yudum da sızmıştı. Viski bağımlılığı o günden itibaren başlamıştı, tabi Aphrodite her defasında viskinin ne kadar kötü olduğunu söylemese daha güzel olabilirdi. Sahip oldukları az sayıdaki zıtlıklardan biriydi bu, içkiyi açıp içinden bir yudum alırken yanında Tion'un tiksinti dolu bir ses çıkardığını duyunca kaşları çatıldı. İçkiyi dudaklarından ayırıp bakışlarını çocuğa döndürdüğünde kısa bir an için tüm hatlarının tiksintiyle gerildiğini gördü. Ardındansa çocuk bunu örtbas etmek istercesine gülümsemeye başlamıştı. Tion her zaman bu içkiyi sevdiğini söylediğinden getirmişti aslında, şimdiyse beğenmediğini belirtmesi şaşırtıcıydı. Omuz silkerek biraz daha içti, çocuk ne derse desin o beğenmişti içkiyi. Büyük ihtimalle Tion hasta olduğundan tat duyuları filan değişmişti, birkaç yudum aldıktan sonra sevdiğini söylerdi. İçkiyi piyanonun üzerine koymak için yeltense de bir kısmını yanlışıkla Tion'un üzerine dökmüştü. İçkinin gömleğinde bıraktığı ıslaklığa bakarken istemsizce alt dudağını ısırdı, çocuğun yüzündeki tiksinti dolu ifade iyice artarken özür dilemeye başlamıştı bile. Ama özürleri o anda fark ettiği bir şeyle kesildi, çocuk elini gömleğine götürdüğünde parmağındaki yüzük ışığın yansımasıyla ışıldamıştı. Büyük mavi bir taşa ve Rafael ailesinin simgesine sahipti. Ağzının bir karış açık kalmasını engelleyemeyerek çocuğun elini kavrayarak kendisine çekti, yüzüğü daha dikkatle incelemek için çabalasa da çocuk elini saklamak için çabalıyordu. Hayır, yanılmıyordu, taş maviydi. Dişlerini sıkarak başını kaldırıp çocuğa baktı. "Sen Tion filan değilsin." Cebinden çıkardığı asasını çocuğun göğsüne doğrulttu. "Tion'un yüzüğündeki taş yeşil, seninki mavi, beni kandırdın." Rafael ailesinin ikizlerinin parmaklarından asla çıkarmadıkları şu yüzükler. Bir bakım binalarını temsil ediyordu, özel bir güçleri olup olmadığını hep merak etse de Tion bunun bilmediğini söylemişti. Çocuğun yüzündeki ifadeden söylediklerinin doğru olduğunu algılayınca boşta olan elini yumruk yapmıştı, tırnaklarını avucuna batırıp sakin olmak için çabaladı, karşısındakinin bir bakıma çocukluk arkadaşı olduğunu kendi kendine hatırlatırken asasını indirdi. "Bunu ödeyeceksin, şimdi toz ol." İndirdiği asasını tekrar kaldırmamak için kendisini zorladı, eğer çocuk gitmeyi kabul etmezse asasını kaldırırdı. Çocukluk arkadaşı da bir yere kadardı, çocuk zaten sınırları yeterince zorlamıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maureo Rafael
Beauxbatons V. Sınıf
 Beauxbatons V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 10
Sihirsel Soy : Melez.
En Belirgin Özellik : İkizimle tüm Hogwarts'ı sallarız.
Rpg Puanı :
90 / 10090 / 100
Düello Gücü :
45 / 10045 / 100

MesajKonu: Geri: Yalan Güveni Yok Eder.    Cuma Ağus. 26, 2011 5:58 pm


    Kıza gülümsüyordu ama içkiyi gerçekten beğenmemişti. İçiyordu ama yüzünün şeklinin değişmesine de engel olamıyordu. Tion'un bunlara nasıl katlanabildiğini bilmiyordu. Yani, dilini değdirdiğinde bir geri çekme hissi oluşuyordu refleks olarak, Tion ise tüm gece bunlardan birkaç bardak içiyordu. Fakat planı şimdiye kadar çok iyi gitmişti, bozulması en son isteyeceği şeydi. Pens'i elde etmeye çalışmayacaktı daha fazla, belki de içkiden sonra kafayı bulup olaylar kendiliğinden gelişecekti. Bunu önceden kestirmesi imkansızdı, olayları akışına bırakacaktı. Derin bir nefes verdi ve yudum yudum içmeye başladı. Aslında hepsini tek bir dikişte bitirse daha kolay olabilirdi fakat ağzına bile değdiremiyordu. Pens'e döndü gülümseyerek. Fakat o sırada kız piyanoya koymak üzere yeltendiği içkisinin bir kısmını Reo'nun üzerine dökmüştü. Bu gerçekten kötü olmuştu, Reo daha bu içkinin kokusuna bile katlanamazken eve dönene kadar bunu çekmek zorundaydı. Derin bir iç çekti, Pens silmeye yeltenerek çocuğun tişörtüne doğru eğilmişti. Pens'in özürlerine karşı hafif bir gülümsemeyle yetiniyordu fakat bundan gerçekten hoşlanmamıştı. Tion ve arkadaşlarıyla buluşmamaya karar vermişti, her ne kadar karşısındaki kız bir afet olsa bile. Gerçi Pens de zaten onunla buluşmayacaktı, sorun çözülmüştü! Fakat o sırada Pens'in mavi gözlerinin çocuğun eline döndüğünü gördü ve geri çekildi. Bir insan bu kadar aptal olabilir miydi? Elini gizlemeye çalıştı, Pens'in ne yapmaya çalıştığını anlamıştı. Fakat Pens çocuğun elini çekerek mavi taşlı yüzüğe bakmaya başladı. İki ikizin ayırt edilebilmesini sağlayacak yegane şey o yüzüktü ve çocuk muhteşem bir zekilik örneği göstererek yüzüğü parmağından çıkarmayı unutmuştu. Şimdi Pens'in güvenini kaybetmişti. Yani onunla Reo olarak da buluşabilirdi, aslında bunu yapmaya hiç gerek yoktu. Rafael ailesinin her bireyinde bulunan bu yüzüğün mavi rengi Reo'daydı, yeşiliyse Tion'da. "Sen Tion falan değilsin." dedi başını iki yana sallayarak, onaylamadığını ve kırıldığını belli ederek. Ani bir hareketle asasını çıkarttı ve çocuğa doğru tuttu. Reo, bu gözü kara kızın karşısında korkmaya başlamıştı. "Tion'un yüzüğündeki taş yeşil, seninki mavi. Beni kandırdın." Eh Pens'in buna inanacağını beklemek büyük aptallıktı zaten. O zeki bir kızdı, Reo'nun minik numaralarına kanacak biri değildi. Yüzüğüne bakmaya başladı, hiç tepki vermeden. Bir bakıma Pens'i onaylıyordu. Kendi kafasına lanet ediyordu, madem kandıracaktı daha düzgün yöntemler kullanabilirdi. Rafael ailesinin geleneğinin onu bu yollara sürükleyebileceğini düşünmüyordu. Kıza baktı, hala sinirli gibi görünüyordu. Ondan af dilemek istiyordu fakat yüzü yoktu. Ağzını açmaya hazırlanıyordu ki kız ondan önce davrandı. "Bunu ödeyeceksin, şimdi toz ol." Bu durumda yapılması en uygun şey toz olmaktı. Çünkü Pens'in ters tarafına gelmek pek de hoş olmazdı. Yürüdü ve merdivenin kenarına geldiğinde son bir cümle söyleme ihtiyacı hissetti. "Güzeldi ama kabul et." dedi ve pis bir sırıtışın ardından yaramaz bir çocuk misali hızlı adımlarla merdivenlerden inerek kaçmaya başladı.

    -RP SON.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Yalan Güveni Yok Eder.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Dırdırcı Dört.

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Büyücüler Bölgesi - İngiltere :: Hogsmeade :: Bağıran Baraka-
Buraya geçin: